Gelişmiş Arama
 

Cezayir


Cezayir


           


Cezayir
Açıklama: Cezayir (Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti), Kuzey Afrika'da ülke, Afrika'nın Sudan'dan sonra ikinci büyük ülkesi. Cezayir'in komşuları kuzeydoğuda Tunus, doğuda Libya, güneydoğuda Nijer, güneybatıda Moritanya ve Mali, batıda Fas ve Batı Sahra'dır. Etnik açıdan bir İslam, Arap ve Berberi ülkesidir. Ülke ismi Arapçada (El Cazayir) "adalar" anlamındadır.

Tarih
Cezayir'de 2 milyon yaşında hominid iskeletleri bulunmuştur. Araştırmacılar, ülkede Yontmataş çağından kalma homo habilis ve homo erectus fosilleri de ortaya çıkartmıştır.

Cilalıtaş devrinde şu anda Sahra Çölü'nün bulunduğu alanlar daha sulaktı. Böylece Cezayir'in şu anda çöl olan güney bölgesinde insanlar yaşayabiliyordu. Bu dönemden kalma mağara resimleri bulunmaktadır.

Antik çağda Cezayir'in tarih sahnesine girmesi, Berberi kökenli 22. Mısır hanedanının kurulmasıyla oldu. Usta süvariler olan Berberiler, Mısır'da paralı asker olarak görev aldılar. Diğer taraftan, Berberiler Kartaca ile de diplomatik ilişki kurdular.

Eski Yunanistan ve Roma İmparatorluğu'nda Numidya (Νομαδια) olarak bilinen yörenin adı, Yunanca "göçebe" anlamındaki nomados (νομαδος) kelimesinden gelir. Massinissa, İkinci Pön Savaşı'nda Numidya'yı birleştirmeyi başardı. Daha sonra ülke Roma İmparatorluğu'nun bir eyaleti haline geldi. Cezayir, topraklarında en çok Roma kalıntısı bulunan Akdeniz ülkesidir.

Cezayir, MS VII. asrın ortalarından sonra İslam orduları tarafından fethedilerek Islam devletinin topraklarına katıldı. Daha sonra çesitli hanedanliklarin hakimiyetinde kalan Cezayir 1517'de Barbaros Hayrettin Paşa (Hızır Reis) ile kardesi Oruç Reis tarafindan fethedilerek Osmanlı topraklarina katildi. Aynı yıl Osmanli İmparatorluğu'nun Cezayir eyaleti kuruldu. İlerleyen yıllarda Osmanlı'nın gücünün azalması ve Cezayir'in merkezden uzak olması sebebiyle Cezayir'deki yönetim, Dayı denilen ve bir nevi devlet başkanı gibi hareket eden beylerin eline geçti. Bu dönemde Cezayirli korsanlar Akdeniz'e korku salmışlardı. Cezayirliler ile Amerika Birleşik Devletleri arasında 19.yy başlarında Akdeniz'de çatışmalar yaşandı. Bu savaşlar sonucunda Amerikalılar Cezayire vergi vermek zorunda kalmışlardır. Bu eyalet 1830 yilina kadar ayakta kaldi.

1830 yilinin Temmuz ayinda Fransa Cezayir'i isgal etti. Fransızlar, burayı kurmak istedikleri Büyük Fransiz İmparatorlugu'nun bir parçasi haline getirmeyi amaçlıyorlardı.

Fransiz isgaline karsi ilk bagimsizlik mücadelesini isgalin ikinci yilinda Emir Abdülkadir baslatmistir. Emir Abdülkadir isgalcilere karsi 14 yil mücadele etti ve 23 Aralık 1947'de Fransizlar tarafindan tutuklandi. Sonraki yillarda da isgale karsi ayaklanmalar ve bagimsizlik mücadeleleri oldu. Ancak Fransiz isgalciler bütün bu hareketleri siddetle ve zulümle bastirdilar. Sadece 5 Ağustos 1945 tarihinde Fransizlar bir gün içinde 45 bin Cezayirlinin canina kiymislardir.

Fransiz isgaline karsi ikinci bagimsizlik savasi 1954 yilinda basladi. Bu savas Milli Kurtulus Cephesi'nin öncülügünde baslatildi. Milli Kurtulus Cephesi, Cezayir halkinin şuurlandirilmasinda önemli etkinligi olan Cemiyeti Ulema'nin öncülügünde olusturulmustu. Cephe, Kasim 1954'te yayinladigi ilk bildirisinde amacinin Cezayir'i isgalden kurtararak bu topraklar üzerinde Islam esaslarina göre sekillenen bagimsiz bir devlet kurmak oldugunu bildirdi. Sekiz yil süren bagimsizlik savasi süresince bir buçuk milyon Cezayirli Müslüman, isgalciler tarafindan öldürüldü. Bugün birçok cezayirliye göre Fransızların cezayir'deki katliamları soykırım anlamına gelmektedir. Cezayir 2005 yılında resmen Fransa'dan işlediği soykırım için özür talep etti. Cezayir Devlet Başkanı 2006 yılında Fransa'nın Cezayir'de sadece Cezayirlileri öldürmediğini, onların diline ve kültürüne de soykırım uyguladığını ilan etti. Fransa bu suçlamaları kabul etmediği gibi, "konu tarihçilere bırakılmalıdır" dedi.

Milli Kurtuluş Cephesi 1958'de geçici bir hükümet olusturdu. 5 Temmuz 1962'de de bagimsizlik ilan edildi. Müslümanlarin sekiz yil süren mücadeleleri karsisinda isgalciler bu ülkeyi terk etmek zorunda kaldilar.

Bagimsizlik sonrasinda geçici bir süre cumhurbaskanligi yapan Ferhad Abbas'in arkasindan 15 Eylül 1963'te Ahmed bin Bella cumhurbaskanligina getirildi. Ahmed bin Bella, 19 Haziran 1965'te gerçeklestirilen bir darbeyle cumhurbaskanligindan uzaklastirildi ve yerine sosyalist Batici bir anlayisa sahip olan Albay Huvari Bumedyen geçti. Huvari Bumedyen ülkede kati bir totaliter baski rejimini hakim kildi. Bumedyen'in dönemi onun Aralik 1978'de ölmesiyle kapandi. Yerine yine sosyalist bir anlayis sahibi olan Sazeli bin Cedid seçildi.

Sosyalist rejime karsi degisik zamanlarda ayaklanmalar oldu. Bunlarin en etkinlerinden biri 1982 ayaklanmasidir. Ancak bu ayaklanma zor kullanilarak bastirilmistir. Ikinci büyük ayaklanma ise 5 Ekim 1988'de basladi ve bir hafta sürdü. Bu ayaklanma dolayisiyla hükümet güçleriyle halk arasinda meydana gelen çatismalarda en az bes yüz kisi öldü. Hükümet bu ayaklanmayi zorla bastiramadi ve bazi önemli vaadlerde bulunmak suretiyle ancak halki yatistirabildi. Hükümetin en önemli vaadi ise çok partili demokratik hayata geçmekti.

Hükümet yaptigi vaadler dogrultusunda yeni bir anayasa metni hazirla***** 23 Subat 1989'da halkoyuna sundu. Yeni anayasa ülkenin sosyalist niteligini kaldiriyor ve Islam'i devletin resmi dini olarak kabul ediyordu. Ayni zamanda birden fazla siyasi partinin ve siyasi amaçli derneklerin kurulmasina imkan taniyordu. Bunun gibi daha birçok önemli degisiklikler içeriyordu. Yeni anayasa halkin çogunlugunca onaylanarak yürürlüge kondu. Arkasindan yeni siyasi partiler kuruldu ve 12 Haziran 1990'da ilk çok partili yerel seçimler yapildi. Bu seçimlerde Islami Kurtulus Cephesi (FIS) oylarin % 55'ini alarak birçok yerde yerel seçimleri kazandi. Arkasindan 26 Aralik 1991'de ilk çok partili genel seçimlerin birinci turu gerçeklestirildi. FIS bu seçimlerde de büyük basari gösterdi. Resmi kaynaklara göre oylarin % 55'ini, kendi kaynaklarina göreyse % 80'ini aldi.

Islami Selamet Cephesi'nin gösterdigi basari Cezayir'de önemli çikarlari olan Fransa basta olmak üzere bütün Batili güçleri rahatsiz etti. Bu yüzden tek çare olarak Cezayir ordusunu harekete geçirme yoluna basvurdular. Sonuçta ordu, 16 Ocak 1992'de yani seçimlerin ikinci turunun yapilacagi tarihe bes gün kala gerçeklestirdigi darbeyle yönetime el ko***** seçimlerin ikinci turunu iptal etti ve genel baskan Prof. Abbasi Medeni basta olmak üzere FIS ileri gelenlerinin çogunu tutuklatti. Cunta yönetimi daha önce mahalli seçimleri kazanarak isbasina gelen FIS mensubu belediye baskanlarini ve belediye meclisi üyelerini de görevden aldiktan sonra pek çogunu tutuklatti. Ilk tutuklama kampanyasinda tutuklanan FIS mensuplarinin sayisi alti bini asti. Bunlarin pek çogu 45 derece sicaklik altindaki toplama kamplarina gönderildi. Sonraki dönemlerde ortaya çikan bazi olaylar ve birtakim provokasyonlar vesilesiyle de çok sayida FIS mensubu tutuklandi. Cunta Mart ayinda da, FIS'i tamamen kapattigini açikladi.

General Halid Nezzar'in baskanligindaki askeri cunta Yüksek Devlet Konseyi adiyla bir konsey olusturdu. Bu konseyin baskanligina da 29 yildan beri Fas'ta sürgün hayati yasamakta olan Muhammed Budiyaf'i getirdi.

Cunta yönetimi önce FIS ileri gelenlerinden 13 kisi hakkinda idam istedi. Ancak birkaç ertelemeden sonra Temmuz ayi ortalarinda gerçeklestirilen durusmada askeri mahkeme FIS genel baskani Abbasi Medeni ile yardimcisi Ali Belhac'i 12'ser yil, diger FIS liderlerini de 4 ile 6 yil arasinda degisen hapis cezalarina çarptirdi.

Yüksek Devlet Konseyi baskani Muhammed Budiyaf 29 Haziran 1992 tarihinde orduda görevli Lembarek Binmaraf adinda bir tegmen tarafindan öldürüldü. Yolsuzluk davalari yüzünden basbakan Seyyid Ahmed Gazali ile ve bazi generallerle arasi açilan Budiyaf'in öldürülmesi olayi baslangiçta Islami Cephe'ye yüklendi. Ancak arastirmalar sonunda cinayeti isleyen subayin Islami Cephe'yle herhangi bir ilgisinin bulunmadigi ortaya çikti. Budiyaf'tan sonra Yüksek Devlet Konseyi baskanligina Ali Kafi getirildi. Cunta yönetiminin kapattigi Islami Selamet Cephesi'nin ileri gelenleri Ali Kafi'nin baskanligindaki yeni yönetime diyalog çagrisinda bulundularsa da yönetim diyaloga yanasmak istemedi. Ancak cunta yönetimi daha sonra bir çikmaz sokaga girdigini anladi ve Islami Hareket mensuplariyla bir uzlasma yolu aramaya basladi. Bu yüzden ordu sertlik yanlisi hükümeti 11 Nisan 1994 tarihinde istifaya zorla***** yerine daha ilimli bir hükümet olusturdu. Ancak yeni hükümet de bazi siyasi oyunlara basvurmak disinda hiçbir uzlasmaci girisimde bulunmadi.

1996'da göstermelik olarak bir referandum gerçeklestirilerek yeni bir anayasa yürürlüge kondu. Cuntanin açiklamalarina göre referandumda oy kullananlarin % 86'si "evet" oyu vermisti. Ardindan 5 Haziran 1997 tarihinde yine göstermelik bir parlamento seçimleri gerçeklestirildi. Seçimlere birden fazla partinin katilmasina izin verildi ama favori cuntanin destekledigi Cezayir Ulusal Demokratik Birlik Partisi'ydi. Seçimler dürüstçe ve demokratik bir ortamda yapilmadigindan sonuçlar da cuntanin istedigi sekilde oldu. En son olarak da 15 Nisan 1999 tarihinde yine göstermelik bir cumhurbaskanligi seçimleri . Bu seçimlerde de cuntanin destekledigi Abdülaziz Buteflika'nin kazandirilacagi önceden belli oldugundan diger adaylar figüran olmak istemediklerini ilan ederek adayliktan çekildiler ve Buteflika tek aday olarak girdigi seçimlerde cumhurbaskanligina seçildi, daha dogru bir ifadeyle tayin edildi.

1989 anayasasinin siyasi amaçli dernek ve cemiyetlerin ve iktidari elinde tutan Milli Kurtulus Cephesi disinda siyasi partilerin kurulmasina müsaade etmesinden yararlanmak isteyen Islami hareket mensuplari bu alana girmeye karar verdiler. Önce Kasim 1988'de Irsad ve Islah Cemiyeti kuruldu. Cemiyetin basina Cezayir'in taninmis ilim adamlarindan ve Müslüman Kardesler cemaatinin Cezayir temsilcisi Mahfuz en-Nahnah getirildi. Bunun arkasindan Subat 1989'da Islam'a Davet Birligi kuruldu. Bunun basina da bagimsizlik savasinda önemli rol oynamis bir ilim adami olan Ahmed Sahnun getirildi. Mart 1989'da da Prof. Abbasi Medeni'nin liderliginde Islami Kurtulus Cephesi (FIS) ortaya çikti. Baslangiçta Islami teblig ve davet çalismalari yürütmeyi amaçlayan Irsad ve Islah Cemiyeti daha sonra siyasi partiye (Islami Toplum Partisi'ne) dönüstürülmüstür.

Islami olusumlar sosyal faaliyetlerin yani sira siyasi faaliyetlere de girmislerdir. Islami çizgideki siyasi olusumlar hakkinda bazi özet bilgiler verelim:

Islami Selamet Cephesi: Prof. Abbasi Medeni'nin liderliginde, 11 Mart 1989'da kurulus çalismalarini baslatti. Resmi olarak kurulusunu 12 Eylül 1989'da gerçeklestirdi. Gerek 12 Haziran 1990'da gerçeklestirilen yerel seçimlerde ve gerekse 26 Aralik 1991'de gerçeklestirilen genel seçimlerdeki basarisiyla dikkatleri üzerine çekti. Bu parti Mart 1992'de cunta yönetimi tarafindan kapatildi.

Islami Toplum Partisi: Müslüman Kardesler cemaatinin Cezayir kanadinin lideri durumundaki Mahfuz Nahnah'in baskanliginda kuruldu. Bu partinin adi daha sonra Barisçi Toplum Partisi olarak degistirilmistir. Baskanligini da halen Mahfuz Nahnah yapmaktadir.

Islami Uyanis (Nahda) Partisi: Islami siyasi olusumlar içinde üçüncü sirada gelen bu hareketin liderligini Abdullah Cabullah yapmaktadir.

Bunlarin yani sira özellikle cuntanin baski uygulamalarina tepki olarak bazi silahli gruplar da ortaya çikti. Ancak bunlardan bazilari provokasyonlara açik oldugundan cunta onlarin adlarini halka yönelik katliamlarinda kullandi. Cuntanin katliamlarinda adi kullanilan silahli gruplarin basinda ise GIA geliyordu. Simdi bu gruplardan da kisaca söz edelim:

GIA (Silahli Islami Grup): Bu ülkedeki silahli gruplarin en radikali olarak bilinen bu hareket 1992'de ortaya çikti. Simdiye kadar birçok silahli eylem gerçeklestiren bu hareket, ülkedeki diger Islami olusumlara karsi da sert bir tutum izlemekte, hatta bazilarini tekfir etmektedir. Hareketin bu tutumu kendi içinden de birtakim sorunlar yasamasina ve bazi kopmalara yol açmistir. Hareketin kurulus merhalesindeki liderligini Cemal Zeytuni olarak bilinen Ebu Abdirrahman Emin yapti.

AIS (Islami Kurtulus Ordusu): Daha önce sadece siyasi faaliyet yürüten ve genis halk tabaninin destegine ragmen iktidara gelmesi darbeciler tarafindan önlenen Islami Selamet Cephesi'nin askeri kanadi olarak ortaya çikti. 1992 ortalarinda ortaya çikan AIS'in genel komutanligini Medeni Mirzak yapti.

MIA (Silahli Islami Hareket): Abdulkadir Sebuti'nin önderliginde faaliyetlerini yürüten bu hareket darbecilerin iktidara el koymalarindan kisa bir süre sonra ortaya çikti ve çesitli silahli eylemler gerçeklestirdi.

FIDA (Cezayir Cihadi Için Islami Cephe): Bu cepheyi 1994'te GIA'dan ayrilanlar kurmuslardir. Darbecilerin yaninda yer alan bazi yazarlarin ve basin mensuplarinin öldürülmesi gibi birtakim ferdi eylemler gerçeklestirdiler.

Islami Devlet Hareketi: Ilk önce 1992'de ortaya çikti. 13 Mayis 1994'te gerçeklestirilen bir anlasmayla GIA'ya katildi. Ancak daha sonra aralarinda ihtilaf çikmasi yüzünden bu hareketten ayrildi. Hareketin liderligini Said Mahlufi yapmaktadir.

Cezayir'deki silahli gruplarda böyle bir daginikligin yasanmasinin yani sira, Islami temellere oturtulmus bir "hareket ve eylem fikhi"nin da olmadigini kabullenmek zorundayiz. Bu eksiklik eylemlerin kitle tabaninda olumsuz etki yapmasina ve tabanin yukarida zikredilen gruplara olumsuz bakmasina yol açmaktadir.


Cezayir Soykırımı iddiası
2005 ve 2006 yıllarında Cezayir Devlet Başkanı Fransa'yı soykırım yapmakla suçlamış ve Paris'ten bir özür beklediklerini açıklamıştır. Ancak Fransa iddiaları kabul etmemiş ve konunun tarihçilere bırakılması gerektiğini öne sürmüştür.


Yönetim Şekli
Ülkenin başında 5 yılda bir seçilen cumhurbaşkanı bulunur. Cumhurbaşkanı ayrıca Bakanlar Meclisi ve Yüksek Güvenlik Konseyi'nin de başıdır. Cumhurbaşkanı ayrıca bakanları ve başbakanı da atar.

İdarî bölgeler
Cezayir 48 vilayete ayrılmıştır:

1 Adrar
2 Ayn el Defla
3 Ayn Temuşent
4 Alger
5 Annaba
6 Batna
7 Beşar
8 Becaye
9 Biskra
10 Belide
11 Bordj Bou Arréridj
12 Bouira
13 Bumerdas
14 Chlef
15 Constantine
16 Celfa
17 El Beyaz
18 El Oued
19 El Tarf
20 Ghardaïa
21 Guelma
22 Illizi
23 Jijel
24 Khenchela
25 Laghouat
26 Mila
27 Mostaganem
28 Mediye
29 Muaskar
30 M'Sila
31 Niame
32 Oran
33 Ouargla
34 Oum el-Bouaghi
35 Relizane
36 Saida
37 Şelf
38 Sidi Bel Abbes
39 Skikda
40 Souk Ahras
41 Tamanghasset
42 Tébessa
43 Tiaret
44 Tindouf
45 Tipasa
46 Tissemsilt
47 Tizi Ouzou
48 Tlemcen

Coğrafya
Cezayir, 2.381.741 km²'lik alanıyla Akdeniz'in en büyük, Afrika kıtasının ise Sudan'dan sonra ikinci büyük ülkesidir. Güney kesiminde, Sahra çölünün önemli bir kısmını toprakları içine alır.

Cezayir'in kıyıları genelde dağlara çok yakın ve sarptır, fazla doğal liman yoktur.

Kıyının hemen gerisinde Atlas Dağları, Fas'tan başla***** doğuya doğru iki şerit halinde Tunus'a kadar 2400 km. boyunca uzanır. Kuzeydeki dağ sırasına Tell Atlasları, güneydekine ise Sahra Atlasları denir. İki dağ silsilesi arasında büyük ovalar ve yaylalar yer alır. Bu iki sıra doğuda Tunus sınırına doğru birbirine yakınlaşır. Atlas sıradağlarının Cezayir'deki kısmının en yüksek noktası yaklaşık 2.900 m. irtifadadır.

Ancak Cezayir'in en yüksek noktası, Sahra'nın ortasındaki Hoggar kitlesinde 3.003 metre yükseklikteki Tahat zirvesidir.

İklim
Ülkenin kuzey bölgesinde Akdeniz iklimi, güneyinde ise çöl iklimi hakimdir. Deniz kıyısındaki yerleşimlerde kış ortalama sıcaklığı 8 ila 15°C iken Mayısta 25°C'a yükselir ve Temmuz-Ağustos aylarında 28 ila 30°C ortalamaya ulaşır. (Skikda'da 28°C, başkent Cezayir'de 29,5°C)

Ortadaki Kabile dağlarında ve yaylalarda kışın ortalama sıcaklık 8°C civarındadır ve -7°C'a kadar düşer. Kışın bu bölgeye kar yağar. Yazın ise sıcaklık 30 ila 38°C'a kadar yükselir. (Konstantin'de 36°C)

Güneydeki Sahra bölgesinde kış sıcaklığı 15 ila 28°C iken yazın 40 ila 45°C'a yükselir.

İktisat
Cezayir, Afrika kıtasının en zengin ülkelerinden biridir. Yıllık 113,6 milyar dolarlık gayri safi milli hasıla ile Güney Afrika Cumhuriyeti'nden sonra kıtanın en büyük ikinci iktisadına sahiptir. Para birimi 'Cezayir Dinarı'dır.

Cezayir, önemli bir doğal gaz (üretimde dünya 5.si, ihracatta 4.sü gelir) ve petrol (üretimde 13., ihracatta 9.) üreticisi ve ihratatçısıdır. Ülkenin güney batısında demir, güney ucunda ise uranyum ve çinko yatakları bulunur. Bir kamu şirketi olan Sonatrach tarafından çıkarılan petrol ve doğal gaz, ülkenin başlıca gelir kaynağıdır. Cezayir, tarım reformu ve ağır sanayinin modernizasyonu yoluyla iktisadını canlandırmayı denemiştir, ancak petrol ve doğal gaz kökenli ürünler hala ihracatın neredeyse tamamını oluşturur.

Denize yakın kesimde tarıma elverişli alanlarda başta zeytin gibi Akdeniz iklimi bitkileri yetişir. Cezayir, bakla tarımında dünya 1.si, incirde 5.si, hurmada 6.sı, kayısıda 9.su, bademde 10.su gelir, buna karşın tarım ürünlerinin büyük kısmını ihraç edemez.

Cezayir'in dış borçları 2005 yılında 17,5 milyar dolar iken Aralık 2006'da 4,7 milyar dolara düşmüştü. Ülke, dış borçlarını yavaş yavaş kapatmakta, bunda artan petrol fiyatlarından yararlanmaktadır. Bir OPEC ülkesi olan Cezayir, sağlam bir iktisada sahiptir. Petrol ve doğalgaz gelirleri dış borçları azaltmakta kullanıldığı gibi önemli altyapı projelerinin gerçekelmesini de sağlamaktadır,

Toplum
Başlıca şehirler Cezayir (başkent), Oran, Konstantin, Annaba'dır. 32,5 milyonluk nüfusun büyük kısmı kıyıya yakın bölgede yaşar. Çok geniş toprakları kaplayan güneydeki bölgeler ise 1.5 milyon kadar insanı barındırır ve bunların çoğu da vahalarda yaşamaktadırlar. Nüfusun çoğunluğu müslümandır, etnik olarak Berberiler ve Araplardan oluşur.

Kültür
Modern Cezayir edebiyatı Arapça ve Fransızca arasında bölünmüş durumda olup ülkenin yakın geçmişinden etkilenmiştir. 20. yy Cezayir romancıları arasında en önemlileri Muhammed Dib, Albert Camus ve Katib Yasin'dir. 1980'lerin önemli romancıları daha sonra Uluslararası Af Örgütü'nün başkan yardımcısı olacak Raşid Mimuni ve laik görüşleri nedeniyle şeriatçi bir grup tarafından öldürülen Tahar Djaout'tur.

Ünlü modacı Yves Saint Laurent, Oran kentinde doğan bir Cezayirlidir.

Fransız kökenli ünlü Cezayirliler arasında filozof Jacques Derrida da bulunur. Melek Bennabi ve Frantz Fannon sömürgecilik karşıtı görüşleriyle tanınmıştır. Hıristiyan düşünür Aziz Augustinus Annaba yakınlarında, Tagaste'de doğmuştur. Tunus'lu olan İbni Haldun, ünlü eseri Mukaddime'yi Cezayir'de yazmıştır.

Cezayir kültürünün en önemli unsurunu İslam medeniyeti oluşturur. Ülke nüfusunun %99'dan fazlasını müslüman kökenliler oluşturur. Hıristiyanların oranı %0,1 kadardır. 1960'ta sayıları 160.000'i bulan musevilerden sadece 200 kadarı kalmıştır. Cezayir anayasası, tüm vatandaşlara din özgürlüğü tanır. İmamlar, papazlar ve hahamlar Diyanet İşleri Bakanlığı'na bağlıdır ve devlet memurudur. Vaaz vermek veya dini faaliyetlerde bulunmak devletin iznine tabidir.

Devlet, din eğitimine ve camilere maddi katkıda bulunmakta, imamların maaşlarını ödemektedir. 2005'ten beri şeriat hukuku orta dereceli okullarda zorunlu ders haline getirilmiştir.

Cezayir müziğinin ülke dışında en çok bilinen türü rai'dir. Rai, çobanların folklorik müziğiyle popun bir karışımıdır. Khaled ve Cheb Mami gibi uluslararası yıldızlar bu tarz müzikle ün kazanmıştır. Cezayir içinde ise sözel ağırlıklı eski şaabi türü müzik halk tarfından tercih edilmektedir. Kabile müziği de kıvrak tonlarıyla beğeni toplamaktadır. Kıyı kentlerinde Endülüs göçmenlerinin getirdiği Endülüsi müzik, klasik bir tarz olarak hâlâ dinlenmektedir.

Mutfak
Cezayir yemekleri Akdeniz mutfağının özelliklerini gösterir. Bazı yemekler ülke genelinde pişirilse de çoğu yereldir ve kültürel çeşitliliğe delalet eder. Bu durum, yerel coğrafya, iklim ve tarihin bir sonucu olarak zamanla ortaya çıkmıştır. Buğdaydan yapılan, et veya sebzeyle servis edilen kuskus; biber, soğan ve sarımsakla yapılan çuçuka (şakşuka ile ilgisi yoktur) tipik yemeklerdir.
Anahtar Kelimeler: Cezayir, Resim
Tarih: 01.07.2007 17:04
Hitler: 17900
İndirmeler: 0
İzlenme: 4.06 (21 Oylar)
Dosya Boyutu: 74.2 KB
Gönderen: contes


Yetkili: Yorum:
Bu Resim için yorum bulunmuyor.




   Sonraki Resim:
Cezayir

 

  Design by 7dana.com  
Hosting Hizmetleri Bebek Resimleri Resim Msn Nickleri |

Gizlilik Politikamız |Resimler Bebek Resimleri Resimler Msn Nickleri|

RSS Feed: Cezayir (Yorumlar)